4.12.2010

Faşistanbul

Türkiye'den döneli bir hafta oldu.. Sadece 7 güncük süren istanbul gezim aglaya aglaya dönmeme sebep oldu.. Ulan su borclar falan olmasa, biraz da param olsa da oraya yerlessem! Burada ömrümüz buz tutuyor resmen. En son duyduguma göre -22 dereceymis.. Artik biri bana hava su kadar soguk dediginde söylemeyin diyorum. Sanki bilmeyince hava isinicak.. Ne güzel yerdir orasi ya, bir kere insanlari cok sicak kanli -bazisi biraz asiriya kacsa da-. Ilk gördügüm yerler bende tam bir hayal kirikligi yaratti, akrabalarim istanbulun en muhafazakar en sagci en fasist yerinde yasiyorlar (hic biri de sagci yada muhafazakar degil). Akrabalarim da kismen hayal kirikligiydi, ben anladim ki bizim sülalenin yarisindan fazlasi zir deli! Kendi anlatip kendi gülen bir teyzem var mesela, dünyanin en sacma seylerini anlatir ve kahkahalari yüzünden sandalyeden düser, bu gercekten oldu yani.. Simdi düsününce komik geliyor ama o anda oradayken onun halini sadece uzayli görmüs gibi hayretle izliyorsun.. Tanimayan biri olsa ''bacim sizin bu boslafagülertun gezegeninde iltica kabul edilir mi'' diye sorabilir.. Öyle bir gezegen olsa orali olmak isterdim, düsünsene lan bütün gün bos bos gülüyosun!

Istanbulun diger taraflari cok güzel! O karisikliga bayildim bittim, bi fotograf makinamin olmamasi icime nasil dert oldu.. Ben karisik yerleri cok severim, böyle herseyden bir parca olan yerleri.. Bu kadar yüzeysel bakmayinca o karisik da yasamanin hicte kolay olmadigini anlaya biliyorum ama yine de yüzeysel bakmak cok güzel ya! Haydarpasa'yi yakmislar! Serefsizler, halbuki ben istanbula ilk girisimi köyden indim sehire edasiyla o merdivenlerden yapmistim. Simdi o güzel animi otel mi yapacaklar!? Yakarim o oteli!

Sadece msn'den tanidigim, ama tanistigimda da sanki beraber büyümüsüz gibi his ettigim kuzenimle istanbulun her deligine gitmeye karar vermistik ama zamanimiz yoktu.. Biz de en populer yerlerini gezdik. Erken uyanamadigimiz icin müze falan pek bir yer göremedim ama saint antuan klisesine kahveyle girmek gibi bir gerizekalilik yaptim. Bi de Orhan Kemal müzesine gittim ki cok mutluyum bunun icin, onun kitaplarini bula bilmek icin az ugrasmamistim zamaninda. En sevdigim yazarlardan biridir diye bilirim.  

Kadiköy'de tam denizin dibinde ki Elif Cafe her istanbula gittimde gidecegim bir yer olacak. Her ne kadar buradaki arkadaslarim ay ben gitmem öyle ikinci sinif yerlere desede, hem denizin tam dibinde olup hemde bukadar mütevazi olmayi basardigi icin benim gönlümün cafesi orasi artik. Akrabalarimin yasadigi yerde ki Dede Korkut cafesinden sonra tabi, orasi o semtin parisi gibiydi.. Sanki parisi karadenizli bir amca isletiyor, hem cok güzel hem kah güllüden kah ibrahim tatlisesden kah karadeniz türkülerinin aniden calabildigi bir paris. düsün artik.. Eminönünde karsidan karsiya gecmek büyük dert. Tophane'deki o yere neden amerikan pazari diyorlar hic anlamadim. Italyan yokusunu cikmak yine büyük dert, oraya bide bogazkesen yokusu diyorlarmis.. ciktiktan sonra keske bogazkesen-götkuculten yokusu deseler ya diye düsündüm, insan 3-5 defa ciksa orayi 10 kg verir anasini satim! Istiklal caddesinde kuzenim birden aa erman toroglu dedi, ben adami taniyabilmek icin neye benzedigini hatirlamaya calisirken gecip gitmis. Istiklal caddesi güzeldi. Cihangire bittim bayildim, eski bina hastaligi var bende. Sendromlari eski bina görünce fotograf makinasi bulmak istemem bulamayinca etrafimdakilere niye getirmediniz lan diye küfür etmemdir. Kuzen nasibini aldi.. Cihangire her nekadar su kafama taktigim adami ben senin benim yanimdan gecebilme ihtimalini sevdim diyerekten gittiysemde, gittikten bir süre sonra bunu unuttum. Orhan Kemal müzesi oradadir bu arada. Sadece 7 gün kalabildigim ve bu 7 günün ilk 3 -4 günü akraba ziyaretiyle gectigi icin pek bi gözlem yapmaya vaktim olmadi, ama bu ay tekrar gidiyorum ve umuyorum ki ozaman istedigim heryeri görürüm.

Sanki ne yazsam ne desem az gelecekmis gibi geliyor. Ah bigün tek basima gidebilsem! Annem babam ve hickimse olmadan yanimda. Insanlar türkiyeye ilk gidisim oldugunu ögrendiklerinde cok güzel türkce konustugumu söylediler:) Kendimi ifade etmekte zorluk cekmem cok oldu yinede..

Aslinda bu yazi cok düz oldu, benim oralarla ilgili his ettiklerim bu kadar düz degil. Daha kivrimli böyle kimil kimil.. Yok lan öyle de degilde ne bileyim en azindan orada olmak istiyorum..

Türkiyeden önce bir de 3 günlük almanya macerasi var.. O ap ayri bir konu..

3 vidividi:

Şarapçı dedi ki...

güldüm nedense yazıyı okurken bol bol :)

istanbul için derler ya hep, kafanın ırzına geçerler bazen hatta, istanbul'da yaşanmaz ancak bol bol gezilir diye. inanma. tanıyabileceğin her insan türüne uygun yaşam stilini barındıran özellikle ve özellikle yaşanması gereken şehir istanbul. bu kadar fazla çeşit, fazla deli insan barındırabilen başka bir şehir var mıdır bilmiyorum.

bu arada; türkçe küfür edebiliyorsan tamamdır. İfadelerin en güzelidir küfür :)

Moonay dedi ki...

Zaten o cesitlilik, degisiklikdir bir sehri sehir yapan bence.. Ya da dünyadan bir parca yapan.. Herseyin/herkesin ayni oldugu bi yer bana uzaydan bir yermis gibi geliyor..
Küfür bilgim genistir, hatta kicdan küfür uydurma yetenegini bile ögrendim:)

Şarapçı dedi ki...

olur da bir gün yaşayacak olursan İstanbul'da emin ol o yeteneğin çok yardımcı olacak sana :)

Blogger tarafından desteklenmektedir.